Yaz aylarıyla birlikte sıcaklıklar etkisini artırırken, halk arasında "Asya Kaplan Sivrisineği" olarak bilinen "Aedes albopictus" türü yeniden gündeme geldi. İstanbul'da son dönemde çocuklarda görülen büyük şişlikler, kızarıklıklar, su toplayan yaralar ve şiddetli cilt reaksiyonlarının bu türle bağlantılı olduğu düşünülürken, ailelerin de endişeleri arttı. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, soru işaretlerine neden olan Asya kaplan sivrisineği ve etkileri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Farklı sivrisinek türlerinin belirli bölgelerde daha sık görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Diktaş, "Anofel cinsi sivrisinekler, Afrika bölgesinde daha sık gözlemleniyor ve özellikle sıtma hastalığını taşıyan ve bulaştıran bir tür olarak biliniyor. Asya kaplan sivrisineği ise bizim ülkemizde de görülebilen sivrisinek türlerinden bir tanesi." değerlendirmesinde bulundu.
'Asya kaplan sivrisineği'nin diğer sivrisinek türlerinden farklı olarak suyun bulunduğu alanlarda çoğaldığının altını çizen Doç. Dr. Diktaş, "Bu sivrisinek türü sulak alanlarda, suyun olduğu yerlerde daha fazla üreyerek yaygınlaşabiliyor. Vücutlarında taşımış oldukları belli enfeksiyöz ajanları ise insanlarda enfeksiyona yol açabiliyor." diye konuştu.
Türkiye'de çok fazla görülmeyen Zika virüsü enfeksiyonlarının Güney Amerika ülkelerinde yaygın olduğuna işaret eden Doç. Dr. Diktaş, "Zika virüsü enfeksiyonu, bununla beraber Dang humması ve Chikungunya virüsü gibi bazı hastalıklar da bu sivrisinekle beraber gözlemlenebiliyor. Bu kapsamda özellikle dikkat etmek gerekir ancak her sivrisinek bu hastalıkları bulaştırıyor anlamına gelmez" dedi.
Cilt reaksiyonlarının takip edilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Diktaş, "Bölgeye el temasında bulunmamalısınız" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burada önemli noktalardan bir tanesi de özellikle bazı alerjik bünyeli çocuklarda veya yetişkinlerde bu sivrisinekler daha fazla reaksiyona sebep olabilir. Bölgede ciddi şişmeler veya kaşıntı oluşuyorsa kaşımamanız gerekli. Öyle ki tırnaklarımız veya ellerimizle gerçekleştirdiğimiz temas ile enfeksiyonu artırabiliyoruz. Bu kapsamda doktor gerekli gördüğü takdirde 'antihistaminik' yani alerji ilaçlarının kullanılması ve bu şişliklerin ya da kaşıntının önüne geçilmesi son derece önemli."
Isırık fark edildiğinde sağlık kuruluşuna başvurulup başvurulmaması gerektiğine yönelik soru işaretlerini de gideren Doç. Dr. Diktaş, "Özellikle göz bölgesinde veya nefes bölgesinde alerjik bir reaksiyon görülmediyse; yalnızca kollarda veya bacaklarda olan ısırıklar için endişe etmeye gerek yok. Ancak çocuklar veya yetişkinler alerjik bir bünyeye sahip ise mutlaka hastaneye gidilmesi gerekiyor." uyarısında bulundu.