DÜNYA Endonezya'da helikopter düştü! Çok sayıda ölü var..
Endonezya'nın Batı Kalimantan bölgesinde bir helikopterin düşmesi sonucu 8 kişi hayatını kaybetti.
Avrupa ülkeleri, Donald Trump’ın NATO’dan çekilme ihtimaline karşı alternatif savunma planlarını hızlandırdı. Süreçte Almanya’nın tutum değişikliği belirleyici olurken, sahadaki askeri dengede Türkiye’nin rolü dikkat çekiyor.
Avrupa başkentleri, NATO’nun ABD desteği olmadan nasıl sürdürülebileceği sorusuna yanıt arıyor. ABD’nin ittifaktan çekilmesi ya da askeri desteğini azaltması ihtimali, kıta genelinde “yedek plan” çalışmalarını hızlandırdı.
Yetkililer, bu modelin ittifaka alternatif değil, mevcut yapıyı Avrupa ağırlıklı hale getirmeyi amaçladığını vurguluyor. Hedef; Rusya’ya karşı caydırıcılığı, operasyonel sürekliliği ve nükleer güvenliği korumak.
Kulislerde “Avrupa NATO’su” olarak anılan yeni yaklaşım, komuta-kontrol mekanizmalarında Avrupalı aktörlerin daha fazla söz sahibi olmasını öngörüyor. ABD’nin sağlayabileceği askeri kapasite boşluklarının ise Avrupa kaynaklarıyla doldurulması planlanıyor.
Bu süreçte Almanya’nın uzun yıllar sonra pozisyon değiştirmesi kritik bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
Yeni dönemde Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD’nin güvenilirliğine ilişkin ciddi soru işaretleri taşıyor. Berlin yönetimi, geçmişte karşı çıktığı “Avrupa savunma özerkliği” fikrine artık daha sıcak yaklaşıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yürütülen temaslarda, Avrupa’nın nükleer caydırıcılık kapasitesinin genişletilmesi de gündemde.
Planın en kritik ayağını, ABD’nin sağladığı nükleer korumanın yerine neyin geçeceği sorusu oluşturuyor. Avrupa’da bu alanda öne çıkan ülkeler Fransa ve İngiltere.
Ancak uzmanlara göre, ABD’nin uydu, erken uyarı ve istihbarat sistemlerinin kısa vadede ikame edilmesi oldukça zor görünüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik sert açıklamaları ve Avrupa’ya dair “yük paylaşımı” eleştirileri, bu dönüşümün en önemli tetikleyicilerinden biri oldu.
Trump’ın Danimarka’ya bağlı Grönland’ı satın alma ya da zorla alma yönündeki çıkışları ve İran gerilimi sonrası NATO’dan ayrılma tehdidi, Avrupa’da alarm zillerini çaldırdı.
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Avrupa’nın artık kendi savunması için daha fazla sorumluluk alması gerektiğini açıkça dile getirdi.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de ittifakın gelecekte daha fazla Avrupa liderliğinde şekillenebileceği mesajını verdi.
Savunma kapasitesini artırmayı hedefleyen Avrupa ülkelerinde zorunlu askerlik konusu yeniden tartışılmaya başlandı. Soğuk Savaş sonrası bu uygulamayı kaldıran birçok ülkenin, yeniden benzer adımlar atabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa’daki askeri dönüşümün sahadaki en somut örneklerinden biri, “Steadfast Dart 26” tatbikatı oldu. NATO’nun Avrupa’daki yeni konuşlanma stratejisini test eden tatbikat, Alman basınında geniş yer buldu.
Tatbikatta ABD’nin yer almaması dikkat çekerken, oluşan boşluğun büyük ölçüde Türkiye ve İspanya tarafından doldurulduğu vurgulandı.
Yaklaşık 1500 Türk deniz piyadesi, tatbikatın en kritik unsurlarından biri olarak öne çıktı. Bu durum, NATO içinde yeni bir güç dağılımına işaret eden gelişme olarak yorumlandı.
Tatbikat kapsamında Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Anadolu başta olmak üzere birçok savaş gemisi Avrupa sularında görev aldı.
“TCG Anadolu”nun yanı sıra “Derya”, “İstanbul” ve “Oruç Reis” gibi unsurların yer aldığı görev grubu, Güney Avrupa’dan Baltık Denizi’ne uzanan geniş bir operasyon gerçekleştirdi.
Alman medyası, ortaya çıkan tabloyu “ABD olmasa da NATO sahada, Türkiye ön safta” sözleriyle değerlendirdi. Tatbikatın, ittifakın ABD olmadan da hareket kabiliyetine sahip olduğunu gösterdiği ifade edildi.
Tatbikatın büyük bölümü Almanya’da gerçekleştirilirken, Berlin’in lojistik merkez rolü üstlendiği, sahadaki askeri gücün ise önemli ölçüde Türkiye ve diğer Avrupa ülkeleri tarafından sağlandığı kaydedildi.
Uzmanlara göre yaşanan gelişmeler, NATO içinde köklü bir dönüşümün habercisi. ABD’nin rolünün tartışıldığı yeni dönemde, Avrupa ülkeleri kendi güvenlik mimarisini yeniden inşa etmeye hazırlanıyor.
Bu süreçte Türkiye’nin artan askeri katkısı ve operasyonel kapasitesi, kıta güvenliğinde daha belirleyici bir rol üstlenebileceğine işaret ediyor.
KAYNAK : ensonhaber