Bazı hikâyeler doğduğu yere benzer. Sessiz başlar, kök salar ve zamanla büyüyerek uzak coğrafyalara ulaşır. Mimar Bayram Çevik’in hikâyesi de Beykoz’un sokaklarında başlayan ve bugün Türkiye’nin dört bir yanına uzanan böyle bir hikâye.
Beykoz’da doğup büyüyen, eğitim hayatının ardından yine Beykoz’da kendi mimarlık ofisini kuran Bayram Çevik, bugün 42 ilde ve yurt dışında 600’ü aşkın projeye imza atan bir mimar olarak çalışmalarını sürdürüyor. Ancak onun için başarı, yalnızca tamamlanan yapıların sayısıyla ölçülmüyor.
Çevik’in yakın çevresine göre yıllardır kurduğu bir hayal var: “Türkiye’nin her ilinde bir eser bırakmak.”
Bu hedef doğrultusunda çıktığı yolculukta; camilerden okullara, kamu binalarından sağlık tesislerine, kültür merkezlerinden konut ve ofis yapılarına kadar birçok sivil mimari örneğini hayata geçirdi.
Boğaz’a bakan yamaçlar, tarihi mahalleler, ahşap evler, camiler ve meydanlar…
Bayram Çevik’in mimarlık anlayışının temeli, çocukluğunu geçirdiği Beykoz’da şekillendi. “Mimarlık’taki izlerim Beykoz’dan. Beykoz’un her sokağını, her caddesini, her köşesini bilirim” diyor.
Henüz küçük yaşlarda mahallelerdeki yapıların eskizlerini çizen Çevik, yıllar sonra tasarladığı projelerde de Beykoz’dan öğrendiği değerleri korumaya devam etti.
Yakın çalışma arkadaşları, onun her projede önce insanı ve bulunduğu çevreyi anlamaya çalıştığını belirtiyor. Bir projeye başlamadan önce bölgenin sokaklarını gezen, insanlarıyla konuşan ve şehrin hafızasını anlamaya çalışan Çevik, bu yaklaşımını şu düşünceyle özetliyor: “Bir yapı tamamlandığında yalnızca bir bina olmamalı; bulunduğu mahallenin bir parçası hâline gelmeli.”
Çevik’in imzasını taşıyan projeler arasında İstanbul’un farklı ilçelerinde yer alan camiler, Anadolu’nun çeşitli şehirlerindeki eğitim yapıları, sağlık tesisleri ve kamu binaları bulunuyor.
Beykoz Kavacık Merkez Camii, Çanakkale Şehitler Abide Camii, Bingöl Hükümet Konağı, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ve Alanya Diş Hastanesi gibi projeler bunlardan sadece bazıları. Antalya’da, Hakkâri’de, Bolu’da ve birçok ilde hayata geçirilen okul projeleri de mimarın çalışmalarının önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Sivil mimari de portföyün omurgasını oluşturuyor: Bahçelievler’de dar bir parsele sığdırılmış ama her dairesi Boğaz esintisi alan bir konut bloğu, Ataşehir’de plaza çalışanının öğle arasında nefes aldığı yeşil teraslı ofis yapısı, Malatya’da kayısı bahçesine sırtını dönmeyen bir karma yaşam merkezi…
Mimarlık çevreleri, Çevik’in projelerinde geleneksel mimari anlayış ile modern ihtiyaçları bir araya getiren bir yaklaşım benimsediğine dikkat çekiyor.
Bayram Çevik’in mimarlık yolculuğu yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmadı. 2023 yılında Tokyo Camii yerleşkesinde bulunan Kültür Merkezi’nin renovasyon ve iç mekân projelerini tamamlayan Çevik, aynı zamanda Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te inşa edilen kültür merkezinin de mimari projelerini hazırladı.
Böylece Beykoz’da kurulan bir ofisten çıkan çizimler, farklı ülkelerde ve farklı kültürlerde hayat bulmaya başladı.
Çevik’in mimarlık anlayışında dikkat çeken noktalardan biri de aidiyet duygusu. Projelerinde sıkça doğal taş, ahşap ve bulunduğu bölgenin karakterini yansıtan malzemeler kullanan mimar, yapının çevresiyle uyum içinde olmasına önem veriyor.
Onu yakından tanıyanlar, Bayram Çevik’in başarısının yalnızca tasarladığı yapılardan değil, kurduğu bağlardan kaynaklandığını ifade ediyor.
Bugün yüzlerce projeye imza atmış olmasına rağmen çalışmalarını hâlâ Beykoz’daki ofisinden sürdüren Bayram Çevik için Beykoz yalnızca doğduğu yer değil; aynı zamanda ilham kaynağı.
Boğaz’ın kıyısında başlayan bu hikâye, bugün Türkiye’nin dört bir yanındaki şehirlerde yaşamaya devam ediyor. Ve Bayram Çevik, çocukluk yıllarında kurduğu hayalin peşinden yürümeyi sürdürüyor: Türkiye’nin her ilinde, insanların hayatına dokunan bir eser bırakmak.