ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırısıyla başlayan süreçte, Tahran’ın karşılık vermesiyle çatışmalar hızla tırmandı.
Küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı da bu gerilimin merkezine yerleşti.
110 trilyon dolarlık devasa dünya ekonomisi, tarihin en büyük enerji güvenliği tehdidiyle karşı karşıya kalırken; Hürmüz’deki düğüm, petrol piyasalarını ve stratejik dengeleri altüst etti.
Uzmanlar, dünya ekonomisinin kaderinin 50 kilometrelik bir su yoluna ve buradaki askeri hareketliliğe endekslenmesini "tarihin en büyük enerji rehin krizi" olarak tanımlıyor.
Savaş öncesinde günlük ortalama 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü sevkiyatının yapıldığı boğaz, dünyanın enerji ihtiyacının yaklaşık beşte birinin geçtiği hayati bir geçiş noktasıydı.
13 Nisan’da ABD, İran’a yönelik deniz ablukasını başlattığını duyurdu. ABD, İran limanlarına giren veya çıkan tüm gemilerin durdurulacağını ve gerekirse el konulacağını açıkladı.
Bu gelişmelerin ardından Hürmüz Boğazı, hem İran’ın hem de ABD’nin gemi geçişlerine izin vermediği bir “çift abluka” sürecine girdi. İran, 17 Nisan’da boğazı açtığını duyursa da ABD ablukasının sürmesi nedeniyle geçişler yeniden durdu.
Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, küresel enerji piyasalarında ciddi bir arz krizine yol açtı. Petrol fiyatları çatışmanın başlamasından bu yana sert şekilde yükseldi.
Orta Doğu’daki petrol ve doğalgaz üreticileri ise yaklaşık iki aydır ihracatlarını sürdürebilmek için alternatif güzergahlar bulmaya ve mevcut hatları genişletmeye çalışıyor. Ancak bu çabalar henüz istenen seviyeye ulaşmış değil.
Uzmanlara göre İran’ın Hürmüz Boğazı’nı bir baskı unsuru olarak kullanması uzun vadede ters etki yaratabilir. Bu durum, enerji ihracatçılarının kalıcı alternatif tedarik yolları geliştirmesine yol açabilir.
ABD ile İran arasında planlanan müzakerelerin ikinci turunun ne zaman yapılacağına dair net bir takvim bulunmuyor.
Taraflar, Hürmüz Boğazı’nı kesintili barış görüşmelerinde stratejik bir pazarlık unsuru olarak kullanmayı sürdürüyor.
Yaşanan kriz, enerji güvenliğinin tek bir geçiş noktasına bağlı kalmasının risklerini bir kez daha ortaya koydu.
Küresel aktörler, Hürmüz’e bağımlılığı azaltacak yeni enerji koridorları ve lojistik hatlar geliştirme arayışını hızlandırmış durumda.
Gelinen noktada; nükleer enerjinin daha çok ivme kazanması beklenirken, yenilenebilir enerji kaynaklarının da (güneş, rüzgar ve diğerlerinin) çok güçlü bir şekilde büyümesi bekleniyor.
Elektrikli arabaların da bundan faydalanacağı bunun yanında alternatif fosil yakıtların da yeniden yükselişe geçebileceği belirtiliyor.
Özellikle Asya’daki bazı büyük ülkelerde, kömür fiyatlarının da yeniden yükseleceği ve ivme kazanacağı tahmin ediliyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki kapanma küresel ekonomi ve enerji piyasaları üzerinde ciddi risk oluşturuyor.
Küresel piyasalar, tarihin en büyük enerji güvenliği tehdidiyle karşı karşıya. ABD-İran gerilimi, bugüne kadar günde 13 milyon varillik arz kaybına neden oldu.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) , boğazı dünyanın ” en kritik petrol transit noktalarından biri ” olarak nitelendirerek, kapanmanın küresel ekonomik büyümeyi etkileyeceğini, enflasyonu artıracağını ve enerji kısıtlamalarına yol açabileceğini uyardı.
Ajans, Avrupa’da yakın zamanda jet yakıtı sıkıntısı yaşanabileceği ve bazı ülkelerin haftalar içinde yakıt kıtlığıyla karşı karşıya kalabileceği konusunda da uyarıda bulundu.
Avrupa jet yakıtının yaklaşık yüzde 75′ini Orta Doğu’daki rafinerilerden alıyor ve bu oran şu anda neredeyse sıfıra indi. Avrupa şimdi bunu ABD ve Nijerya’dan almaya çalışıyor.
Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın acil olarak açılması gerektiğini belirterek, bunun sadece zaman kazandıracağını, kesin bir çözüm olmayacağı yorumunu yaptı.
Hürmüz kilidinin anahtarı Türkiye! Anadolu'dan geçen kritik projeye Avrupa'dan yoğun ilgi
KAYNAK : Haber7