Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gelinen son noktaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Gürlek, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında önemli bir adım atıldığını ve gözaltı işlemlerinin gerçekleştirildiğini bildirdi.
6 yıldır kayıptı! Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme: 13 şüpheliye gözaltı kararı
Soruşturmanın tüm yönleriyle yeniden ele alındığını vurgulayan Gürlek, “Hiçbir şüphe ve iddia göz ardı edilmeden, ucu nereye giderse gitsin kararlılıkla araştırılmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Gürlek ayrıca, süreci yakından takip eden Doku ailesine destek mesajı verirken, soruşturmayı yürüten savcılık ve kolluk birimlerine teşekkür etti.
Bakanlığın açıklamasıyla birlikte uzun yıllardır kamuoyunun gündeminde olan Gülistan Doku dosyasındaki yeni detaylar da yeniden gündeme geldi. Soruşturma, son dönemde ortaya çıkan gelişmelerle birlikte “kayıp” vakası olmanın ötesine geçerek cinayet ve delil karartma şüphesi çerçevesinde derinleştirildi.
Dosyada kırılma noktası olarak değerlendirilen gelişmelerden biri, 2022 yılında aile avukatının ofisine bırakılan isimsiz not oldu. Daktilo ile yazıldığı belirtilen notta, Doku’nun Mustafa Türkay Sonel ile ilişkisine dair iddialar yer aldı.
Bir diğer kritik gelişme ise 2025 yılında “Şubat” kod adıyla ifade veren gizli tanığın beyanları oldu. Tanığın, olayın cinayet olduğuna dair verdiği detaylı ifadeler sonrası yürütülen teknik çalışmalar kapsamında bazı bölgelerde yer altı görüntüleme cihazlarıyla incelemeler yapıldı. Bu çalışmalarda şüpheli boşluklar tespit edilmesi, cesedin yer değiştirmiş olabileceği iddialarını güçlendirdi.
Soruşturma kapsamında incelenen PTS kayıtlarında, şüpheli araç hareketleri dikkat çekti. Gece saatlerinde ıssız ve dağlık bölgelerde gerçekleşen geçişler dosyaya girerken, bazı kayıtların eksik olması da şüpheleri artırdı.
Öte yandan, Doku’ya ait SIM kart ve dijital hesaplara yönelik müdahale iddiaları da soruşturmanın önemli başlıkları arasında yer aldı. Teknik incelemelerde, hesaplara dışarıdan erişim sağlanmış olabileceğine dair bulguların değerlendirildiği öğrenildi.
Bakan Gürlek, açıklamasının devamında Türkiye’nin adalet vizyonuna vurgu yaparak, “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Türkiye Yüzyılı, Adaletin Yüzyılı olacaktır’ vizyonu doğrultusunda; faili meçhul hiçbir olay kalmayana kadar hukukun tüm imkanlarını seferber etmeye devam edeceğiz.” dedi.
Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığımızca önemli bir adım atılmış; çok yönlü yürütülen çalışmalar neticesinde gözaltı işlemleri gerçekleştirilmiştir.
Kamu vicdanında derin iz bırakan bu soruşturma, tüm yönleriyle…
Oğlu soruşturma kapsamında gözaltına alınan Tuncay Sonel konuyla ilgili ilk açıklamayı yaptı. Türkiye Basın Federasyon Genel Başkanı ve Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan'a konuşan Sonel, şu ifadeleri kullandı:
"Benim oğlum Gülistan Doku’yu tanımaz, onun sevgilisini de tanımaz. Oğlum o yıllarda lise öğrencisiydi, nasıl bu olayla ilgisi olabilir? Ben de tanımıyorum. Ben ailesine yardımcı oldum. Olayın aydınlatılması lazım. Bana yönelik ortaya atılan bu iddialar tamamen iftiradır. Bu konuda sonuna kadar mücadele edeceğim ve hukuki haklarımı kullanacağım."
Öte yandan; soruşturmaya ilişkin detaylar da ortaya çıkıyor. Gülistan Doku dosyasında yıllardır yanıt bekleyen sorular, aile avukatına bırakılan isimsiz bir notla yeniden gündeme taşındı. Söz konusu notta, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in adının açıkça yazılması, dosyada kritik bir kırılma yarattı.
İğne ile kuyu kazılan soruşturmada, ilk etapta kayıp vakası olarak değerlendirilen dosya, notun ardından gelen teknik incelemeler, tanık beyanları ve yeni delillerle farklı bir boyuta taşındı. Soruşturma makamları, yalnızca kaybolma ihtimali üzerinde durmak yerine cinayet şüphesi ve olası delil karartma iddialarını da mercek altına aldı. Özellikle olay günü ve sonrasına ilişkin araç hareketleri ve dijital izler, şüpheleri güçlendirdi.
Dosyada dikkat çeken bir başka unsur ise, Gülistan Doku’nun ailesinin olaydan sonra adeta yakın markaja alındığına ilişkin beyanlar oldu. Bazı tanık anlatımlarına göre ailenin çevresinde belirli kamu görevlileri görevlendirildi, aileyle temaslar kontrol altına alındı ve sosyal medya paylaşımlarına kadar uzanan müdahaleler yaşandı.
Hatta sim kartın aileden alındığı, savcılığa teslim edildiğinin söylendiği, fakat resmi süreçte bunun böyle gelişmediği tespit edildi. Tüm bu gelişmeler, soruşturmanın neden yıllarca sonuç üretmediği sorusunu daha da büyüttü. Kamuoyunda oluşan “dosya bilinçli olarak mı ağır ilerletildi?” kuşkusu, yeni bulgular doğrultusunda ciddiyetle ele alındı.