GÜNDEM İsrail anında taraf değiştirdi!
Mustafa Yıldız isimli köşe yazarının İsrail anında taraf değiştirdi! başlıklı yazısı. Haber 7
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Güney Kore’ye yaptığı ziyaret iki ülke arasındaki tarihsel dostluğun günümüzün değişen uluslararası sisteminde daha kapsamlı ve işlevsel bir stratejik ortaklığa dönüştürülmesi bakımından önemli bir diplomatik girişim niteliğindedir.
Küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği, teknolojiye erişimin ekonomik ve askerî rekabetin temel unsurlarından biri hâline geldiği, enerji güvenliğinin dış politikanın öncelikli konuları arasına yerleştiği mevcut uluslararası ortamda Güney Kore Türkiye'nin Asya açılımında özel bir konuma sahip.
1950 yılında Birleşmiş Milletler kuvvetleri bünyesinde Kore Savaşı'na katılmamız ülkelerimiz arasında güçlü bir dayanışma ve kardeşlik bağı oluşturdu. Mehmetçiğimizin savaşta gösterdiği kahramanlıklar ve fedakârlıklar Güney Kore'nin bağımsızlığının ve güvenliğinin korunmasına yapılan tarihsel katkının önemli bir parçası olarak milli hafızada yerini almış durumda.
Bugün Güney Kore’nin Busan şehrindeki Birleşmiş Milletler Anıtsal Mezarlığı içerisinde bulunan Türk şehitliği bu ortak hafızanın en anlamlı sembollerinden biridir.
Kore Savaşı'nda 721 Türk askeri şehit olmuş, 2.147 askerimiz yaralanmış, çok sayıda askerimiz esir düşmüş veya kaybolmuştu. Busan'daki şehitlikte 462 Türk askerinin kabri bulunmaktadır. Bu tarihsel miras iki ülke ilişkilerine güçlü bir toplumsal ve insani zemin kazandırmaktadır.
Bununla beraber günümüzün stratejik ortaklık anlayışı tarihsel yakınlığın ekonomik, teknolojik, bilimsel ve güvenlik alanlarında somut iş birliği mekanizmalarıyla desteklenmesini gerektirmektedir.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında ağır yıkım yaşayan, Kore Savaşı ile büyük ölçüde tahrip olan bir ülkenin birkaç on yıl içerisinde dünyanın önde gelen sanayi ve teknoloji ekonomilerinden biri hâline gelmesi kalkınma politikaları bakımından dikkat çekici bir örnektir.
Samsung, Hyundai, LG ve POSCO gibi şirketlerin uluslararası ölçekte ulaştığı konum bu dönüşümün ekonomik boyutunu göstermektedir.
Güney Kore'nin başarısında eğitim, araştırma-geliştirme yatırımları, planlı sanayileşme, nitelikli insan kaynağı, ihracata dayalı büyüme ve teknoloji geliştirme politikaları belirleyici olmuştur.
Türkiye açısından bu tecrübenin temel anlamı dışarıdan teknoloji edinmenin ötesine geçerek yerli araştırma, mühendislik ve üretim kapasitesini geliştiren bir sanayi ekosistemi oluşturmaktır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti tam da bu çerçevede savunma sanayii ve ileri teknoloji alanlarında yeni iş birliği imkânlarının değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Türkiye ile Güney Kore arasındaki savunma sanayii ilişkileri Altay ana muharebe tankının geliştirilmesi sürecinde ortaya çıkan teknik iş birliği başta olmak üzere önemli bir geçmişe sahip.
Güney Kore'nin savunma teknolojilerindeki birikimi ile Türkiye'nin son yıllarda insansız hava araçları, elektronik harp, füze sistemleri, kara ve deniz platformları, motor teknolojileri ve savunma elektroniği alanlarında geliştirdiği kapasite birbirini tamamlayabilecek niteliktedir.
Türkiye'nin PD170 uçak motoru gibi yerli teknolojilerine Güney Kore tarafından gösterilen ilgi de karşılıklı teknoloji alışverişinin gelişebileceğine işaret etmektedir.
Bu ilişkinin geleceği açısından asıl önemli husus, Türkiye'nin teknoloji alanında tedarikçi ülkelerle iş yapan bir pazar konumunda kalmamasıdır. Ortak araştırma, mühendislik, tasarım, üretim ve üçüncü ülkelere ihracat modelleri geliştirilmesi, iş birliğinin stratejik değerini artıracaktır.
Bu süreçte kuşkusuz ki fikrî mülkiyet haklarının korunması, kritik alt sistemlerde yerli katkının yükseltilmesi ve teknoloji transferinin açık hükümlere bağlanması önem taşımaktadır.
Ziyaretin öne çıkan başlıklarından bir diğeri nükleer enerji alanındaki iş birliği oldu. Sinop'ta kurulması planlanan nükleer santral için Güney Kore'nin potansiyel ortak olarak değerlendirmesi, ikili ilişkilerin uzun vadeli ekonomik ve teknolojik boyutunu güçlendirebilecek bir gelişmedir.
Güney Kore nükleer santral tasarımı, inşası ve işletilmesi konusunda uluslararası deneyime sahip ülkeler arasındadır.
KEPCO ile yürütülen teknik ve ekonomik fizibilite çalışmaları bu alanda iş birliğinin somut bir projeye dönüşme ihtimalini gündeme getirmektedir. Böyle bir yatırım Türkiye'nin elektrik üretim kapasitesine katkı sağlamanın ötesinde nitelikli mühendis yetiştirilmesi, yerli sanayinin nükleer teknoloji tedarik zincirine katılması ve uzun vadeli enerji planlamasının güçlendirilmesi açısından da değer taşımaktadır.
Bununla beraber yatırım maliyeti, finansman koşulları, teknoloji seçimi, işletme güvenliği, atık yönetimi ve yerli katkı oranı gibi hususların Türkiye'nin ekonomik ve stratejik çıkarları doğrultusunda değerlendirilmesi gerekmektedir. Sinop projesinin gerçekleşmesi hâlinde Türkiye-Güney Kore ilişkileri uzun yıllara yayılan bir enerji ortaklığı boyutu kazanabilir.
Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi de ziyaretin temel hedefleri arasında. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılması hedefi ekonomik ilişkilerin mevcut seviyesinin ötesine taşınmasına yönelik önemli bir iradeyi ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte ticaretin yapısı incelendiğinde Türkiye aleyhine belirgin bir dengesizlik görülmektedir.
2025 yılı verilerine göre Güney Kore'ye ihracatımız yaklaşık 1,14 milyar dolar, Güney Kore'den ithalatımız ise 10,26 milyar dolar düzeyindedir. Kore pazarındaki ihracat kapasitesinin artırılması ekonomik ilişkilerimizin daha dengeli bir yapıya kavuşması açısından önemlidir.
Güney Koreli şirketlerin Türkiye'de gerçekleştireceği yatırımların yerli tedarikçileri güçlendirmesi, nitelikli istihdam oluşturması, üretim teknolojilerini geliştirmesi ve Türkiye'yi bölgesel ihracat merkezi olarak kullanması da teşvik edilmelidir.
İlişkilerin geleceği açısından bilim, eğitim ve üniversiteler arasındaki iş birliği de ayrı bir önem taşımaktadır. Güney Kore'nin kalkınma tecrübesi, beşerî sermayenin ve üniversite-sanayi etkileşiminin ekonomik rekabet gücü üzerindeki belirleyici etkisini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Türkiye ile Güney Kore üniversiteleri arasında ortak araştırma merkezlerinin kurulması, mühendislik ve temel bilimlerde ortak lisansüstü programların geliştirilmesi, akademisyen ve öğrenci hareketliliğinin artırılması, yapay zekâ, yarı iletkenler, biyoteknoloji, enerji sistemleri, robotik ve ileri malzeme teknolojileri alanlarında ortak projelerin desteklenmesi uzun vadeli kazanımlar sağlayacaktır.
Ziyaret Asya-Pasifik politikamız bakımından da stratejik bir anlam taşımaktadır. Avrupa, Amerika ve Asya ile ilişkileri birbirinin alternatifi olarak değil çok yönlü dış politikanın tamamlayıcı unsurları olarak değerlendirmek lazım...
Keza ziyaret Türkiye'nin Asya açılımının ve teknoloji temelli kalkınma hedeflerinin önemli bir parçası olmuştur.
Türkiye'nin bu ilişkiden sağlayacağı asıl kazanım Güney Kore'nin teknolojik ve ekonomik birikiminden yararlanırken kendi üretim, araştırma ve mühendislik kapasitesini geliştirmesi olacaktır.
Güney Kore açısından Türkiye ise Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya'ya erişim sağlayan stratejik konumu, gelişen savunma sanayii ve genişleyen ekonomik potansiyeliyle önemli bir ortak niteliğindedir.