İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı bünyesindeki Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM), yeni analiz raporunu yayımladı.
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Recep Kaymakcan imzalı raporda ilkokulun ilk üç yılında din eğitimine erişim sağlanamamasının sonuçlarına değinildi. Okulun ilk yıllarında din eğitimine erişim sağlanamamasının yarattığı "eğitim boşluğunu" tarihsel, hukuki ve pedagojik perspektiflerden mercek altına alındı.
Raporda yer alan küresel veriler, Türkiye'nin mevcut eğitim pratikleriyle Avrupa standartları arasındaki makası net bir şekilde ortaya koyuyor:
Rapor, okullarda din eğitiminin erken yaşlarda verilmesini engelleyen hiçbir "uluslararası duvar" bulunmadığını vurguluyor:
"Çocuklar soyut kavramları anlamaz" ön yargısı, modern pedagojiyle sarsılıyor:
Diyanet İşleri Başkanlığı açıkladı! İşte 2026 MBSTS sonuçları
Diyanet duyurdu! 3 bin 209 din görevlisi alacak
· Gelişimde Bütünlük: Dinî ve ahlaki gelişim; dil, sosyal ve bilişsel gelişimden bağımsız düşünülemez. Bu alanın dışlanması, çocuğun bütüncül gelişimini eksik bırakmaktadır.
· Dünya Modelleri: Montessori'den Waldorf'a, Gift to Child modelinden Godly Play yaklaşımına kadar küresel birikim, erken yaşta din eğitiminin oyun ve hayal gücüyle nasıl verimli hale getirilebileceğini kanıtlamıştır.
Türkiye’de ailelerin erken yaşta din eğitimine olan ilgisi sadece bir tahmin değil, istatistiksel bir gerçektir:
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 4-6 Yaş Kur'an Kursları, altı yıl gibi kısa bir sürede 30 kattan fazla büyüyerek 2019'da 151.084 öğrenciye ulaşmıştır.
Bu rakam, Türkiye'deki toplam okul öncesi öğrenci sayısının yaklaşık %10'una denk gelmekte ve toplumun bu alandaki güçlü beklentisini yansıtmaktadır.
Prof. Dr. Recep Kaymakcan, Türkiye’nin maarif vizyonunu güçlendirecek altı somut politika önerisini şöyle sıralıyor: