HABER7 - ÖZEL
Kuriş suç örgütünün Almanya'daki çatı kuruluşu VIKZ (Verband der Islamischen Kulturzentren e.V. - İslam Kültür Merkezleri Birliği), Köln'de 12 bin 608 metrekarelik bir arsa üzerinde devasa büyüklükteki bir kompleksin açılışını gerçekleştirdi.
70 milyon euroya mal edilen merkez bina, 12,6 dönümlük arsa dışında 17,7 dönümlük kullanım alanına sahip. Toplam brüt kat alanı ise 32,8 dönüme kadar çıkıyor. Binada 231 yataklı öğrenci yurdu, 114 yataklı misafirhane, 881 kişilik ibadet alanı ve toplam 172 araçlık otopark bulunuyor.
Köln, Kuzey Ren-Vestfalya (North Rhine-Westphalia - NRW) eyaletinin en büyük şehri ve Kurişçilerin "Almanya" yolculuklarının başladığı adres. Yine, Almanya'da ilk kez "meşruiyet" kazanmaya çok yaklaştıkları "simge" şehir. Bu girişimlerin arka planında ise, Almanya Büyük Mason Locası'nın (Große Landesloge der Freimaurer von Deutschland - GLL) payının büyük olduğu belirtiliyor.
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nin yayınına göre, Kurişler, "1960’lı yıllardan itibaren Türkiye’den Batı Avrupa’ya çalışmaya giden, uzun süre dinî, sosyal ve kültürel ihtiyaçları ihmal edilen işçilerin dinî taleplerini karşılamak ve çocuklarına din eğitimi vermek amacıyla Avrupa’da faaliyet göstermeyi" planlamıştı.
Bu doğrultuda 1973'te Köln'de İslam Kültür Merkezi (Islamischen Kulturzentren - IKZ) kuruldu. Daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yaydıkları bu merkezler için cami, kütüphane, toplantı salonları yapıldı, camilerin yanında Kur’an kursları açıldı.
1979 yılında Kuzey Ren-Vestfalya eyalet yönetimine "kamu yararına çalışan dernek - kDöR" başvurusunda bulundular.
Eyalet Kültür Bakanlığı'na yapılan başvuru ve talep edilen statü, IKZ'ye bir dizi "ayrıcalık" tanıyacaktı.
IKZ'nin başvurusunu Almanya Büyük Mason Locası da "açıktan" destekliyordu.
Loca'nın, Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Başbakanı Johannes Rau'ya gönderdiği 27 Ağustos 1979 tarihli mektupta, "başvuru sürecinin hızlandırılması" talep ediliyordu.
Bu mektuplar, Muhammed Salim Abdullah'ın "Geschichte des Islams in Deutschland" çalışmasında ve Masonların "Humanitas" adlı dergisinde de işlenecekti.
Bu mektupları, 24 Ocak 1993'te öldürülen gazeteci Uğur Mumcu 1987'de, Cumhuriyet gazetesinde bir yazı dizisi halinde aktarmıştı:
Loca'nın Rau'ya gönderdiği mektup şu şekildeydi:
"Sayın Başbakan;
Monchengladbach'daki Vorwarts adlı Mason locası büyük üstadı Dr. Klaus Borchers bu ayın 22'sinde size şu nedenle başvurmuştu:
İslam Kültür Merkezi - IKZ, kamu yararına çalışan kuruluş olarak tanınmayı amaçlamaktadır. Ancak bu kuruluş bugüne kadar bir sonuç elde edememiştir.
Dr. Borcher, sizden işlemlerin hızlandırılması ricasında bulunmuştu. Biz de büyük loca olarak bu isteğe katılıyoruz.
Özgürlükçü demokratik bir devlette herkes eşit haklara sahip olmalıdır.
Kökenimiz ve amacımızı göz önüne alarak, bu grupların toplumumuzda hakların eşit olarak yararlanamadıklarını sizlere anımsatmayı görev sayıyoruz.
Devletimiz, kiliselere ve benzeri kuruluşlara, hoşgörüsü nedeniyle olacak, kamu yararına çalışan dernek statüsü sağlıyor. Böylece, milliyet ayrımı yapılmaksızın bütün Hristiyanlar bu hak ve ayrıcalıklardan yararlanıyorlar.
Bu nedenle Kuzey Ren Westfalya eyaletinde yüz binlerce Müslümana bu hakların verilmemiş olmasının nedenlerini anlayamıyoruz.
Biz Masonlar, bu durumun emeklerine büyük saygı duyduğumuz büyük bir halk topluluğunun dışlandığı sonucu doğurduğuna inanıyoruz.
Sayın Başbakan;
Bu soruna çözüm yolu bulmak için ilgi göstermenizi rica ediyoruz. Saygılarla."
Almanya Büyük Mason Locası'nın Eyalet Başbakanı'na gönderdiği bu mektup, İslam Kültür Merkezi'nde dönemin başkanı Necdet Demirgülle'nin takdirini toplamıştı. Demirgülle, Loca'ya "özel" teşekkür edecekti:
"Sayın Bay Trawy;
İslâm Kültür Merkezi'nin Almanya ve Batı Berlin'de Müslümanlığın resmen tanınması için yaptığı teşebbüsü, aldığınız cesur bir kararla desteklediğinizi duymuş bulunuyoruz.
Kuzey Ren-Vestfalya Başbakanı'na gönderdiğiniz mektup gerçek insanlık ve diğerkâmlık ruhu ve dolayısıyla çağdaş demokrasi anlayışına çok uygundur.
Sayın Dr. Trawy biz de size karşılık olmak üzere, Masonik faaliyetlerinizde cebri veya kanuni bir şekilde engel olunmayacağı konusunda öteden beri sahibi olduğumuz inancı muhafaza ve savunmakta devam edeceğimizi temin ederiz.
Buna karşılık, Masonluk aleminin de sizin gösterdiğiniz yolda samimiyetle ve sürekli olarak çaba göstermesini temenni ederiz.
Hristiyanlarla ortak noktamız, metafizik aleme inanmaktır. (Her ne kadar bu inançlar arasında çok büyük farklar olsa da) metafizik aleme inanmayan siz Masonlarla da ortak noktamız, demokrasiye ve başında vicdan özgürlüğü gelen insan hak ve hürriyetlerine olan inancımızdır.
Bu vesile ile içten duygularımızın ve Masonluk aleminin esenliğini dileriz.
Saygılarla.."
Eğer İslam Kültür Merkezi'nin başvurusu onaylansaydı:
Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde, Katolik ve Hristiyan kiliseleri dışında İslamiyetin temsilciliği, İslam Kültür Merkezi'ne verilecekti.
Hukuk açısından İslam Kültür Merkezi, Katolik ve Protestan kiliselerine eşdeğerde sayılacaktı.
Alman hükümetinden sürekli olarak maddi destek sağlanacaktı.
IKZ, Hristiyan toplumlarında kiliselerin üstlendiği toplumsal işlevleri de yürütecekti.
IKZ tıpkı kiliselerin Hristiyanlardan aldıkları "kilise vergisi" gibi Müslüman yurttaşlardan vergi alacaktı.
Federal Almanya'nın öteki eyaletlerinde de etkili olacaklardı.
Artık hiçbir Müslüman kuruluş -Diyanet İşleri başta olmak üzere- bu hakkı elde edemeyecekti.
Ancak 'kDöR' statüsü IKZ'ye verilmedi. Bunda Alman Sendikalar Birliği'nin uyarıları etkili oldu.
Sonradan VIKZ'e dönüşen IKZ'nin 1979 yılındaki başvurusu, Alman Sendikaları Birliği'nin (Freie Vereinigung deutscher Gewerkschaften - FVdG) ikazları sonucunda geri çevrildi.
İkaz metninde dönemin Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç'ın Almanya'ya yapmış olduğu bir ziyarette, örgütün "davetini" geri çevirmesine örnek verilirken, Diyanet'in ve örgütün "İslam'ı farklı şekillerde yorumladığına" dikkat çekildi.
VIKZ, Şubat 2026'da yayınladığı bir yazılı açıklamada, "kDöR statüsünün hala hedef olduğunu" bildirdi.
KAYNAK : Haber7