SON DAKİKA: Kanal 7 ekranlarında Başkent Kulisi programına konuk olan Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Acet'in sorularını yanıtladı.
Canlı yayında AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü, kentsel dönüşüm, Terörsüz Türkiye vizyonu, Mekke Anlaşması ve küresel güvenlik meselelerine dair derinlemesine analizler yapan Göksu, dikkat çekici veriler paylaştı.
Ankara'da gerçekleştirilen mitingde AK Parti ile vatandaşlar arasındaki duygu bütünlüğünü derinden hissettiğini anlatan Göksu, "Gerçekten programın başından sonuna kadar baktığımda beni aldı ve geçmişteki bütün hikayemle beraber bugüne taşıdı." dedi. Şişli teşkilatından Sümeyye isimli bir partilinin, çocuğunun vefatına rağmen teşkilata gelip nöbet tuttuğu hikayeyi hatırlatan Göksu, "Bizim aslında siyasi hikayemiz bu toplumun hikayesi. Bizi zaten başarılı kılan şey de ve sürdürülebilir iktidarda kalmamızı sağlayan herhalde en önemli şeylerden bir tanesi biz bu toplumla aynıyız. Hakkari'nin herhangi bir köyündeki Ahmet'le Edirne'nin herhangi bir köyündeki Ahmet'le aynı duyguyu paylaşabiliyoruz biz." ifadelerini kullandı.
Ortaokul yıllarında Akıncılar çalışması yapmak için üç yıl Adıyaman'da okuduğunu ve gençlik teşkilatlanmalarında Ekrem Erdem ile birlikte İstanbul'un basılmadık sokağını bırakmadıklarını belirten Göksu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan istisnai gönül bağına dikkat çekti. Salonda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı izlerken geçmişi gözünün önüne getirdiğini vurgulayan Göksu, "Biz o kürsülerde Ayasofya derdik, kalkan Türkiye derdik, onurlu dış politika derdik, özgürlük derdik, adalet derdik, merhamet derdik. Bugün Türkiye'nin geldiği noktaya baktığımızda o gün dua olarak temenni ettiğimiz şeyin bugün gerçek anlamda hayat bulmuş olması aslında hikayemizin bu toplumla ne kadar bütünleştiğini gösteriyor." diye konuştu.
Esenler'de yazın ritmi ESEV konserleriyle yükseliyor
Esenler'de evlerin yeni ustaları göreve hazır!
Esenler'de tüyleri diken diken eden manzara: 253 metrelik devasa kortej!
Terörsüz Türkiye projesinin AK Parti'nin kendi iklimiyle doğrudan alakalı olduğunu belirten Göksu, partinin siyaset felsefesinde ötekileştirme olmadığını kaydetti. Geçmişte Turgut Özal ve Necmettin Erbakan'ın da bu sorunu çözmek için büyük emekler verdiğini hatırlatan Göksu, "Türkiye gibi büyük bir millet ve kadim bir milletin düşmanları da büyük oluyor. Türkiye'de öylesine büyük fay hatları oluşturmak istediler ki toplum hiçbir zaman için o fay hatları tuzağına düşmedi." dedi.
Terörsüz Türkiye vizyonunun sosyolojik, ekonomik ve dış politika olmak üzere üç temel sonucu olacağını anlatan Göksu çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Sosyolojik olarak baktığımızda, bizim buradaki Mehmet'in sorunu belki Suriye'deki Mehmet'le aynı. Bu süreç sadece Türkiye'deki kardeşlik iklimini değil, bölgemizi, hinterlandımızdaki kardeşlik iklimini de tesis etmiş oluyor." ifadelerini kullandı.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin cesur çıkışı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlılığıyla sürecin iki kapak arasına büründüğünü söyleyen Göksu, "İkincisi bu öylesine anlamlı bir şey ki bunun müthiş ekonomik sonuçları olacak. Düşünün 2,3 trilyon dolar para harcanmış bugüne kadar. Bu 2,3 trilyon dolar bu anlamsız terör meselesine harcanmış olmasaydı Türkiye bugün hangi noktada olurdu?" değerlendirmesinde bulundu. Meclis'te 467 milletvekilinin bu sürece destek vermesinin önemine değinen Göksu, üçüncü bir göz veya uluslararası aracı olmadan milletin kendi vicdanıyla bu sorunu çözdüğünü vurguladı.
Geçtiğimiz günlerde bölgeye giderek Cudi ve Gabar dağlarına çıktığını anlatan Göksu, bölgedeki değişimi şu sözlerle aktardı:
Terörsüz Türkiye'nin üçüncü sonucunun dış politika olacağına dikkat çeken Göksu, Mekke Anlaşması'nın bu bağlamda tarihi bir adım olduğunu belirtti. Ümmet coğrafyasının bugüne kadar hep başkaları tarafından yönlendirildiğini ifade eden Göksu, "Mekke Anlaşması'yla Türkiye öylesine büyük bir hamle yaptı ki, 'Hayır kardeşim bu coğrafyanın sahibi biziz. Bu coğrafyada artık kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve biz bu coğrafyanın geleceğini küresel emperyalistlerin tasarımları üzerinde inşa ettirmeyeceğiz' dedi." şeklinde konuştu.
İsrail, İran ve Amerika ekseninde yaşanan gerilimlerle dünyanın güvenlik algısının değiştiğini ve güvenliğin parayla satın alınamayacağını belirten Göksu, 20 NATO ülkesinde yapılan çok çarpıcı bir anketin verilerini paylaştı. Göksu, şunları kaydetti: "Vatandaşlara 'Ülken için savaşır mısın?' diye soruyorlar. Yüzde 89'la Türkiye birinci. Bana göre daha yüksek olmalıydı. Almanya yüzde 33, hatta bir veride yüzde 27. Amerika yüzde 32, yüzde 37 diyen var. İtalya yüzde 25, Hollanda yüzde 30, Çekya yüzde 33, Macaristan yüzde 33. Bizim sokakta Türkiye için savaşırım duygusuna sahip on kişiden sekizi, dokuzu var. Batılı anlayışla bizim anlayışımız arasındaki temel fark bu. Biz gücümüzü bir başkasına zulmün aracı olarak değil, iyiliğin götürülmesi olarak kullanırız."
AK Parti'nin 25 yıllık kesintisiz iktidar başarısı üzerine entelektüel bir çalışma yürüttüğünü de açıklayan Göksu, "Recep Tayyip Erdoğan'ın siyaset dilinin sürdürülebilir siyaset dili, metafor ve aforizması diye bir çalışma yapıyorum. Bu 25 yılda bir siyasi hareket sürdürülebilir iktidarı nasıl muhafaza ediyor? Demokratik bir ülkede bence bu soruyu hepimiz sormamız lazım. Dünyada Japonya'da var bir hakim parti ama bunlar çok farklı şeyler. AK Parti'nin Türkiye'de çok büyük devrimler yaptığını ve bu devrimleri bizim millet olarak içselleştirip geleceğe taşıyabilmemiz çok önemli bir şeydi." dedi.
Canlı yayında kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin kapsamlı veriler paylaşan Göksu, muhalefetin engelleme girişimlerinden ilçedeki sosyokültürel projelere kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Geçmiş dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclisinde yaşadığı diyalogları hatırlatan Göksu, "Ben 'bir şey yapmıyorsunuz' diye söylediğimde bana cevaben 'çalıştay yapıyoruz' derlerdi. Ben de derdim ki 'ya 500 bin tane çalıştay yapsanız, en sonunda çıkacak sonucu ben size söyleyeyim şimdi: binalarınızı yenileyin diyecekler.' Yani bu kadar basit." dedi.
Türkiye'nin deprem gerçeğiyle defalarca yüzleştiğine dikkat çeken Göksu, "17 Ağustos'u yaşadık. 6 Şubat'ı yaşadık. Benim doğduğum şehrin yüzde 75'i yok oldu 6 Şubat'ta. Ben buradan koştum gittim oraya. Milyarlarca para harcadık. Herkesin elinden tutmaya çalıştık. Kimseyi barınaksız bırakmadık. Ama Allah korusun söz konusu İstanbul olursa biz İstanbul olarak her tarafa gider yetişebiliriz. Ama söz konusu İstanbul olduğunda başka bir faturayla karşılaşırız." diye konuştu.
Van depreminden sonra Türkiye'de ilk kentsel dönüşüm hamlesinin 2011 yılında dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Esenler'de başlatıldığını anımsatan Göksu, ilk yerinde yıkıp kentsel dönüşüm çalışmasını yapan ilçelerden biri olduklarını belirtti.
Kentsel dönüşümde başarılı olmak için siyasi, toplumsal ve medya aklının ortak hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Göksu, sahada toplumdan ziyade manipülatif siyasi kavramlar ve yalanlarla uğraştıklarını anlattı. Muhalefetin 'rantsal dönüşüm' söylemlerini sert bir dille eleştiren Göksu, şunları kaydetti:
Esenler'deki kentsel dönüşüm projelerinin eski ve yeni hallerini haritalar üzerinden gösteren Göksu, riskli alanların dönüştürülmesi sürecinde karşılaştıkları hukuki engellemelere değinerek, "Bakın bizim şu gördüğünüz devasa projeye 12 tane dava açtılar. CHP ve Büyükşehir Belediyesi ve Şehir Plancıları Odası. Üçü açtılar." ifadelerini kullandı.
İlçenin demografik yapısı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın desteği hakkında detaylı bilgiler veren Göksu, "Esenler 500 bin resmi nüfusu, yaklaşık 700 bin yaşayan nüfusuyla sadece 7.4 kilometreye sıkışmış bir ilçeydi. İstanbul ortalaması bir kilometre karede 13 bin kişi yaşarken, Esenler'de 70 bin kişi yaşıyordu. Şurayı Sayın Cumhurbaşkanımıza anlattım. Anlattıktan sonra Allah razı olsun çok büyük destek ve katkı verdi. Yani gerçekten Esenler'e Sayın Cumhurbaşkanımız çok büyük destek verdi. Esenler halkı da hep bu desteği seçimlerde teşekkür ederek sonuçlandırdı. Şu gördüğünüz askeri alanı Esenler Belediyesine tahsis etti Cumhurbaşkanımız." dedi.
Askeri alanın tahsisiyle birlikte yerleşimi yaydıklarını ve devasa bir dönüşüm başlattıklarını belirten Göksu, rakamları tek tek paylaştı. Toplamda 68 bin 500 konutun dönüştürüleceğini aktaran Göksu, "İlk etapta kaldıracağımız 16 bin konuttu. Bunun yüzde 85'ini bitirdik. Sadece bu yıl sonuna kadar kaç bin dönüşüyor biliyor musun? 18 bin 786. Bu kentsel dönüşüm yapmak için inanacaksınız, samimi olacaksınız, sabırlı olacaksınız, şeffaf olacaksınız. Bakın şu ana kadar biz 68 bin küsur konutta bir tane standartlarımızı bozmadık ve elhamdülillah bir tane açılan davamız yok. Her şey şeffaf. Mehmet Bey, şu ana kadar ne kadar harcamışız biliyor musun? 143 milyar 923 milyon lira para harcamışız." diye konuştu.
Kentsel dönüşümün sadece binaları yenilemekten ibaret olmadığını, sosyolojik, kültürel ve mekansal olmak üzere üç ayaklı yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Göksu, ünlü mimar Turgut Cansever'in "Siz şehrinizdeki nesli ihmal ederseniz, inşa ettiğiniz şehir, sizin şehrinizdeki nesli imha eder." sözünü hatırlattı.
Dönüşüm alanlarında her donatıya maksimum 400 metrede ulaşılabilir alanlar oluşturduklarını belirten Göksu, belediyenin insan hayatının her evresinde var olduğunu söyleyerek, "Doğduğu gün Esen Bebeği götürüyoruz. İçinde o çocuğun bütün ihtiyaçlarının olduğu çanta. Ve ondan sonra kreşimizde, bilgi evlerimizde, bilim merkezlerimizde, gençlik merkezlerimizde, onları hayata hazırlıyoruz. Hatta sanat kurslarımızda, meslek kurslarımızda onları hayata hazırlıyoruz. Mesela bu sene, Esenler'de, Türkiye birincisi çıktı elhamdülillah YKS'de. Sadece bizim kendi YKS kurslarımızda 100 tane çocuğumuz 100 binin altında, 32 tane çocuğumuz da 10 binin altında puanlar aldı. Büyük başarılar. Hatta bizim BESYO akademilerimiz var, bu BESYO akademilerde yetiştirdiğimiz çocuklar üniversiteleri kazanıyor, tekrar gelip bizde hocalık yapıyorlar." dedi.
İkinci Bahar Kıraathaneleri, anne çocuk merkezleri ve çocuk sokakları gibi projelerle hayatın 41 kademesinde vatandaşın yanında olduklarını anlatan Göksu, muhalefetin kültür sanat eleştirilerine de rakamlarla yanıt vererek, "Ben göreve geldiğimde Esenler'de kültürel koltuk sayımız yaklaşık olarak 250'ydi. Şu anda kaç biliyor musunuz? 11 bin. Geçen gün bir haber gördüm. İzmir'le ilgili birisi bir konuşma yapıyor, diyor ki: 'Eyvah kültür sanat biter burada' hani İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı AK Parti'ye mi geçecek falan diye bir tartışma yapıyor ya. Ya kültür sanat dediğinde, sen gel bize bak. Bizim sosyologlarımız derler ki: 'Şehrin üzerinde yaşanmaz, şehrin içinde yaşanır.' Biz şehrin içinde yaşarız. Ve siz şehre gönlünüzü açmazsanız, şehir size esrarını açmaz, şehir size küser." ifadelerini kullandı.
Belediye hizmetlerinde ayrımcılık yapmadıklarını belirten Tevfik Göksu, "Memleketine bakmayacaksınız, rozetine bakmayacaksınız. Cinsine, cinsiyetine bakmayacaksınız. Bu şehrin sakini mi? Bu şehrin yaşayanı mı? Biz o çocuğumuz ne olmak istiyorsa onun yol arkadaşıyız." dedi. Gençleri asla bırakmadıklarını anlatan Göksu çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Bakın 100 bin civarında elhamdülillah örgün eğitimde çocuğumuz var. Her çocuğumuz ortalama üç kez Esenler Belediyesi'nin projesine dahil olmuştur." ifadelerini kullandı.
Eğitim, gezi, kültürel programlar ve eğitim yardımları ile şehri bütün unsurlarıyla dikkate aldıklarını vurgulayan Göksu, sosyolojik dönüşüm yapılmadan mekansal dönüşümün eksik kalacağına dikkat çekti. İnsana yatırıma odaklandıklarını belirterek, "Bizim sosyal marketlerimiz var. Çeyiz evlerimiz var. Evlenene çeyiz yardımı yapıyoruz." diye konuştu.
Vatandaşla kurulan doğrudan iletişimin önemine değinen Göksu, ESTİM adını verdikleri çağrı merkezinin verilerini her ay bizzat incelediğini söyledi. Kimin, kaç defa ve hangi sebeple aradığını teker teker analiz ettiğini belirten Göksu, "Gelen çağrılara verilen cevap, olumlu cevap yüzde 98." dedi.
Büyükşehirlerde insanları en çok sıkıntıya sokan konunun güvenlik meselesi olduğuna dikkat çeken Göksu, "Şimdi Esenler şu anda Türkiye'nin en güvenli şehri." dedi.
Göreve geldiği dönemde Esenler'in İstanbul'da suç ve suç işlemede ilk üçte yer aldığını, şimdi ise en sonlarda bulunduğunu anlatan Göksu, bu başarının arkasındaki teknolojik altyapıyı şu sözlerle detaylandırdı:
Kurdukları sistemin afet anlarındaki kritik rolüne değinen Göksu, 23 Nisan'da meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremde bu altyapının çok faydasını gördüklerini aktardı. Afet koordinasyon ve şehir izleme merkezi üzerinden bütün şehri takip edebildiklerini belirten Göksu, "Türkiye'de ilk defa bütün sokaklarında yapay zeka destekli kamerası olan tek ilçeyiz. Ve Türkiye'de fiber altyapı sistemi kablosu olan tek belediyeyiz." dedi. Kur'an-ı Kerim'de şehrin güvenlik ve zenginlik kelimeleriyle tarif edildiğini hatırlatan Göksu, "Şimdi siz yaşadığınız şehirde önce güvende yaşamak istersiniz. Bir anne çocuğunun sokağa güvenle çıkmasını ister. Bir hanımefendi eşinin güvenle eve gelmesini ister. Bir beyefendi eşinin bakkala giderken güvenle gitmesini ister. Bunlar yoksa gerisi hikaye. İşte biz, çok şükür, Esenler'de bunu da inşa ettik." diye konuştu. Göksu, bu çalışmalarla AK Parti'nin Türkiye Yüzyılı vizyonuna uygun bir belediyecilik örneği sergilediklerini vurguladı.
Programın son bölümünde Mehmet Acet'in İstanbul'un depreme hazırlık durumuyla ilgili sorusunu yanıtlayan Göksu, tehlikenin boyutlarına dikkat çekti.
Avrupa Yakası'nda 250 metreden 250 metreye, Anadolu Yakası'nda ise 500 metreden 500 metreye mikro bölgelemelerin ve yeraltı haritalarının tamamlandığını belirten Göksu, bu verilerin acilen güncellenmesi gerektiğini vurguladı.
Güncellemenin hayati önem taşıdığını anlatan Göksu çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "İstanbul'da yeraltı sularının seviyesi 150 metreden yaklaşık 400 metreye düştü. Bu değişkenlik doğal olarak yeraltındaki sıvılaşma alanlarının farklılaşmasını getiriyor. Bu sürekli takip edilmesi gereken bir şey. Bu takip edilmediği zaman Allah korusun karşımıza büyük bir riskle çıkabilir." dedi. Kentsel dönüşüm yapmak için öncelikle riskin kabul edilmesi gerektiğini belirten Göksu, "Bunun lafını yaparak işi geçiştirebilirsiniz. Ama Allah korusun bir deprem söz konusu olduğunda hiç kimsenin deprem rozetine bakmıyor." ifadelerini kullandı.
Şehri yönetenlerin acilen adım atması gereken konuları sıralayan Göksu, "Bugün bu şehri yönetenlerin dikkate alması gereken üç temel İstanbul'un riski var. Bu riski ve bu sorunu perspektifiyle ve ufkuyla çözebilecek acilen eylem planına ve acilen ufka ihtiyacı var. Dönüşüm, deprem, ulaşım ve su." dedi.
KAYNAK : Haber7