Modern aile, seküler eğitim ve çocuklarda kimlik krizi


Mustafa Yürekli isimli köşe yazarının Modern aile, seküler eğitim ve çocuklarda kimlik krizi başlıklı yazısı. Haber 7

Güncelleme: 18-04-2026 11:09:00 Tarih: 18-04-2026 10:09

Modern aile, seküler eğitim ve çocuklarda kimlik krizi

Kahramanmaraş’ta bir okulumuzda yaşanan elim olay, bütün bir ülkeyi yasa boğdu: Sosyopat bir öğrenci, emniyet müdürü olan babasına ait 5 silahı alarak, okula baskın düzenledi. 8 yavrumuzu ve bir kahraman öğretmenimizi hayattan kopardı. Hayati tehlikesi devam eden 10’dan fazla yaralı çocuğumuz var. 

Okullarda bu hafta yaşadığımız iki olayda sosyoekonomik ve kültürel arka planları, aile yapıları birbirinden oldukça farklı iki erkek çocuğun/gencin sebep olduğu büyük yıkımlarla karşı karşıya kaldık. Olayların Türkiye tarihinde bir benzerinin olmaması, elbette analizini de zorlaştırıyor.

Batılılaşma nedeniyle eğitimin sekülerleşmesinin ve geleneksel Müslüman aileden kopuş ve uzaklaşmanın sonuçları bunlar. Batılılaşmanın birey, aile, toplum ve devlet üzerindeki yıkıcı etkisine tanıklık ediyoruz. 

Bu yazıda Batılılaşmanın okul saldırısı sonucuna ilişkin birkaç tespitimi sizlerle paylaşacağım.

Her şeyden önce çağdaş dünyada okul saldırısının yaygın oluşunu tespit etmek gerekiyor. Okul saldırısı, ilkokul, ortaokul, lise veya üniversite gibi bir eğitim kurumuna yönelik ateşli silahlar kullanılarak düzenlenen bir saldırıdır. Birçok okul saldırısı, görece yüksek zayiat oranı nedeniyle katliam olarak da sınıflandırılmaktadır. Bu olay en çok, okullarla ilgili en yüksek sayıda silahlı saldırıya sahip olan Amerika Birleşik Devletleri'nde yaygındır; ancak dünyanın diğer pek çok ülkesinde de okul saldırıları meydana gelebilmektedir. Türkiye’nin gündemine de yeni girmiştir.

Araştırmalara göre, okulda silahlı saldırıların ardındaki faktörler arasında, diğer birçok psikolojik problemin yanı sıra, zorbalık, aile işlev bozukluğu, aile gözetiminin olmaması, ateşli silahlara kolay erişim ve akıl hastalığı yer alıyor. Saldırganların en önemli nedenleri arasında okul öğrencileri tarafından görülen zorbalık/zulüm/tehdit (%75) ve intikam (%61) yer alırken,%54'ü birçok nedeni olduğunu bildirilmektedir. Geriye kalan güdüler arasında bir problemi çözme girişimi (%34), intihar veya depresyon (%27) ve dikkat çekme veya tanınma (%24) yer almaktadır.  

Maraş’taki caninin yazdıklarını, okuldaki tanıkların anlattıklarını, ailesini ve birkaç hususu daha bir araya getirdiğimizde elimizdeki profil neredeyse netleşiyor. Orta sınıftan “beyaz” bir ailenin, silaha erişimi olan sosyal uyumsuz ve en önemlisi aidiyetsiz çocuğu. Dolayısıyla hiç şaşırtıcı bir profil değil, ABD’deki okul saldırılarını gerçekleştiren canilerle neredeyse aynı. Zaten bu cani de tam bir taklitçi: 9 ay önce ABD’de benzer bir okul saldırısı yapmış başka bir caniyi birebir kopyalamış.

Ebeveynlik iradesi, çocuğun erken yaşta arzularının yönetilmesi ile başlamaktadır; bu da sağlıklı sınırların erken yaşta konulması anlamına gelmektedir. İstediği her şeye sahip olabilen bir çocuğun sınırsızlık hali, çocukta öz güven değil öz yıkım oluşturmaktadır.
Ailenin her bir üyesinin çocuğun bireysel gelişiminde etkisi büyüktür ancak baba aktörün farklı bir misyonu vardır. Çocuğun göbek bağını aslında baba keser; yani çocuğun annesinin koruyucu dünyasından toplumsal hayata sağlıklı ve dengeli bir biçimde intikal edebilmesini sağlayan en önemli aktör babadır. Bu geçiş sürecinde babanın rolü belirleyici ve vazgeçilmezdir. 

Baba, yalnızca otorite figürü değil aynı zamanda rehber, muhatap ve birlikte var olunan bir anlam alanıdır. Özellikle erkek çocukların erken yaşlardan itibaren babalarıyla nitelikli zaman geçirmesi, sohbet meclislerinde bulunması, birlikte üretmesi, çalışması ve spor yapması, onların dünya görüşünü, hayata karşı duruşunu, öz güvenini ahlakını ve karakter inşasını doğrudan etkiler.

Erken çocukluk döneminde arzuları merkezinde büyütülen bir çocuk, ergenlik dönemine geldiğinde, girdiği her ortamda önce kendi arzularının karşılanmasını ister. Okul gibi akranlarıyla birlikte yaşamayı ve paylaşım yapmayı öğrenmesi gereken yerlerde de bu davranışlar devam eder. 

Ebeveynlik iradesi, çocuğun erken yaşta arzularının yönetilmesi ile başlar; arzuların yönetilmesi ise sağlıklı sınırların erken yaşta konulması anlamına gelir. İstediği her şeye sahip olabilen bir çocuğun sınırsızlık hali, çocukta öz güven değil öz yıkım oluşturur.
Aile tarafından hiçbir şekilde adam yerine konulmayan öğretmenlerin “çocuğunuz hasta” tespitine “benim çocuğum hasta değil çok özel” diye cevap veren hasta anne ve sahip olduğu sosyal gücü çocuğunun tedavisi için kullanmak yerine çocuğunun durumunu örtmek, gizlemek için kullanan ve 7 silahını evde ergen bir çocuk olmasına rağmen ortalıkta bulunduran hastalıklı baba (çocuğun hastaneye yatması yerine okulda kalması o sosyal güç sayesinde) bu cinayetlerin azmettiricisi mesabesinde olmaz mı?  

Amerika Birleşik Devletleri Gizli Servisi, Aralık 1974'ten Mayıs 2000'e kadar ABD'de 41 kişinin katıldığı 37 okuldaki silahlı saldırı olayı ile ilgili bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı. FBI tarafından 18 okuldaki silahlı saldırıya ilişkin bir raporda, saldırganları; orta sınıf, yalnız/yabancılaşmış, tuhaf, silahlara erişimi olan beyaz erkekler olarak tanımlayan bir profil yayınladılar. 

Şu ana kadar elde edilen bazı bilgiler, her iki vakada da bazı ortak figürlere işaret ediyor: Kimlik krizi, aidiyetsizlik ve yabancılaşma. Çocuğun masumiyetten böyle bir kimlik buhranına nasıl evrildiği ise bireysel, çevresel ve yapısal pek çok değişkenin birlikte düşünülmesi gereken bir süreçtir. 

Bireysel olarak iç dünyasında neler yaşadığını, evinde ve çevresinde hangi hakim kültürle büyütüldüğünü, yapısal olarak eğitimle ve dijital medyayla kurduğu ilişkiyi ve tüm bunların etkileşiminin çocuğun kimliği üzerindeki etkisini doğru analiz etmek gerekiyor.
Yeni nesillerin önceki nesillere göre sosyal ve duygusal olarak çok daha kırılgan.. Duygusal bağışıklıkları da daha zayıf.  Aidiyet kurmakta zorlandıkları, yalnızlıkla baş edemedikleri ya da yönetemedikleri pek çok yeni nesil araştırmasında ortaya konuldu.   
Okulların da bu bakımdan otoritesi sorgulanır hale gelir. Herkes, çocuğunu arzu ve haz merkezli yetiştirdiğinde ortak iyiyi tesis etmeye çabalayan okullar ve öğretmenler, otorite krizine sürüklenir. Okulun tüm birimleri ve çalışanları ile ortak rasyonel otorite geliştirmesi, belirli ve tutarlı kararlar alan, uygulayan ve sürdürebilen okul yönetimi ve öğretmenler ile mümkündür. 

Maraş’taki caninin kendini “ait” hissedebileceği hiçbir şey, ama hiçbir şey yok. Bir cinsiyete, bir dine, bir inanca, bir ülkeye, bir şehre, bir ideolojiye, bir aileye, bir arkadaş çevresine… Hiçbir yere ve şeye ait değil. Psikolojisi harap durumda, mental bağları zayıflamış ve psikopatalojik bir vaka olarak ayrıca incelenmesi gereken babası yüzünden silaha kolay erişimi var. Hepsi bir araya gelince karşımıza bir “kulağına kulaklık takıp kendisinden zayıfları zevkle öldüren katil” çıkıyor.

Dijital mecralarda yer alan bazı platformların, bazı oyunların, bazı iletişim kanallarının çocuklar üzerinde büyük tehlikeler oluşturmaktadır. İçinden geçtiğimiz süreçte her iki vakada da ortak desen olarak ortaya çıkan sosyal medya ve dijital oyun bağımlılığı, ailenin ve okulun işlevsizleştiği her yerde ve zamanda çocuğun şahsiyetinin belirlenmesinde öne geçecektir. 

Ne yazık ki çocuğu sosyal hayatın risklerinden koruma içgüdüsüyle hareket eden aileler, çocuğun saatlerce odasına kapanmasını, oyun masasından yemek için bile kalkmamasını, onun güvende olduğunun göstergesi olarak yorumluyor. 

Oysa çocuk, gerçek ilişkilerinin boşluğunu sanal kimliklerle ve ilişkilerle dolduruyor. Böylece çocuğun var oluş alanı ile anlam alanı arasındaki makas o denli açılıyor ki "vekalet kimlik"lerle yani kendisinin olmayan, ödünç alınmış kimliklerle şahsiyet oluşturmaya başlıyor. Bunlar ise genellikle acımasız, toplum düşmanı, sosyal empatiden yoksun ve içine kapanık kimlikler oluyor. 

Çocukların gerçek kimlikler ve şahsiyetlerle yetişmesi için gerçek ilişkilere, ortak duygulara, anlamlı bağlara ve sınırlara ihtiyacı var.




Bu haber 34213 defa okunmuştur.


Etiketler :


Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.


FACEBOOK YORUM Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR

ÇOK OKUNAN HABERLER

HAVA DURUMU

İzmir
Parçalı bulutlu
Rüzgar 13 km/s
Cumartesi
Bulutlu
6° / 12°
Pazar
Bulutlu
7° / 16°
Pazartesi
Bulutlu
7° / 16°

PUAN DURUMU

Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 26 20 2 4 62 18 64 +44
2 Fenerbahçe 26 16 1 9 57 27 57 +30
3 Trabzonspor 26 17 3 6 52 29 57 +23
4 Beşiktaş 26 14 5 7 47 30 49 +17
5 Göztepe 26 11 5 10 30 20 43 +10
6 Başakşehir FK 26 12 8 6 44 30 42 +14
7 Samsunspor 26 8 7 11 29 31 35 -2
8 Kocaelispor 26 9 11 6 23 27 33 -4
9 Gaziantep FK 26 8 9 9 35 42 33 -7
10 Çaykur Rizespor 26 7 10 9 32 36 30 -4
11 Alanyaspor 26 5 8 13 28 32 28 -4
12 Konyaspor 26 6 11 9 30 39 27 -9
13 Gençlerbirliği 26 6 13 7 28 36 25 -8
14 Kasımpaşa 26 5 12 9 22 36 24 -14
15 Antalyaspor 26 6 14 6 25 43 24 -18
16 Eyüpspor 26 5 14 7 19 37 22 -18
17 Kayserispor 26 3 12 11 20 48 20 -28
18 Fatih Karagümrük 26 4 17 5 24 46 17 -22
Veri kaynağı: Resmî TFF puan cetveli · Güncelleme: 2026-03-16 15:05:00
Şans Oyunları

ANKET | TÜM ANKETLER

SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ

NAMAZ VAKİTLERİ

nöbetçi eczaneler