Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da peş peşe yaşanan ve ülkemizi yasa boğan okul saldırıları, Türkiye’yi derinden sarsarken eğitimde güvenlik ve gençlerin psikolojik durumu yeniden tartışmaya açıldı.
İki farklı şehirde öğrencilerin silahlı saldırı düzenlemesi sonucu ölü ve yaralıların olması, velilerde büyük endişeye neden olurken uzmanlar çocukların şiddete yönelme nedenlerine dikkat çekiyor. Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Dr. Ömer Akgül, yaşanan trajedilerin ardından yaptığı değerlendirmede, çocukların iç dünyalarındaki gerilimlerin doğru şekilde yönlendirilmemesi halinde şiddet davranışına dönüşebileceğini belirterek, ailelerin ve eğitimcilerin bu süreçte daha aktif rol alması gerektiğini vurguladı.
Akgül çocukların gözden çıkarılmaması gerektiğine ve velilerin çocukların gerçek potansiyellerini keşfetmelerine rehberlik etmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
Akgül'e yönelttiğimiz "Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da öğrenciler tarafından okullara yönelik gerçekleştirilen saldırılarda veliler çocuklarına nasıl sahip çıkabilir? Bu şiddet olaylarından çocuklarını nasıl uzak tutabilir?" sorusuna şöyle cevap verdi:
Okula kanlı baskın! 4 ölü, 20 yaralı var: Bakanlardan Kahramanmaraş'ta ortak açıklama
"Öncelikle biz ölen meslektaşımıza ve öğrencilerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı dileyelim. Şiddet aslında bir eylem biçimi olarak dışa yansıtmadır. Kişi kendi varoluşsal anlamından uzaklaştıkça bir gerilime tabi tutulur. Olmak üzere var olduğu şeyle, olduğu şey arasındaki fark gerilim oluşturur. Ve çocuklar da sonuçta olmak üzere var oldukları şeylerden uzaklaştıkça bu gerilim artar. Yapabilecekleri kendi varoluşlarını ortaya çıkarabilecekleri şiddet eylemlerine başvurarak farkına varılmak isteyebilirler. Anne babalar çocuklarıyla ilgili şunu yapsalar daha güzel olur; çocuklarının gerçek potansiyellerini keşfetmelerine rehberlik etmeliler. Hiçbir çocuk gözde çıkarılamaz. Fakat eğer biz onu gözden çıkartırsak, böyle şiddet içerikli davranışlar sergileyecek; öğretmenlerin, arkadaşlarının ölümüne sebep olacaklar. Bu tür olayların tekrar olmaması için de öğrencilerin hayatı daha anlamlı hissedebilmeleri için onlara olmak üzere var olduğu, kendi özlerini, çekirdeklerini keşfetmelerini öğretmenlerimize ve velilerimize de tavsiye ederim."
Akgüle'e yönelttiğimiz "Çocuklar bu saldırılara neden meylediyor? Bunun psikolojik olarak değerlendirmesi nedir?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Birden çok sebep var, tek bir şeyle açıklayamayız. Ama genellikle şiddet eğilimi, içinden bastırılmış olan duyguların dışa aksettiriyor, yani yıkıcı bir eyleme dönüşmesi olarak gözüküyor. Kişilerin içinde bu potansiyel niye sıkışıyor? İşte az önce söylediğim o gerilim. Olmak üzere var olduğu şeyle olduğu şey arasındaki fark gerilim oluşturunca, bu gerilim de doğal yollarla kendini gerçekleştirmiyor ve çocuk da sonuçta fark edilmek, görülmek istediğinde, bunun meşru yollarını bulamadığında, gayrimeşru yollarla fark edilmek, görülmek istiyor. Yani hepimizin bir bilinme, fark edilmek isteği var. Yasal meşru zeminlerde bunu sağlayamayınca maalesef gayrimeşru zeminlerde şiddet eylemleriyle, kötü davranışlarla görünür olmaya çalışıyorlar. İşte bu görünür olmak bizim çağımızın fenomeni. Herkes görünür olmak istiyor. Görünür olmayı da maalesef meşru zeminlerde yapamayınca böyle gayrimeşru zeminlerde şiddet eylemleriyle gerçekleştirebiliyorlar. Sebeplerinden birisi bu. Birçok sebebi vardır; yani anne babada başka bir problem vardır, öğretmende başka bir problem vardır, sınıf arkadaşında başka bir problem vardır ama sonuçta bu problemlerin sonucunda böyle şiddet davranışının sergilenmesi kabul edilemez ve beklenilmez."
Akgüle'e yönelttiğimiz "Eğitimciler, arkadaşlarının şiddet eylemlerinden olumsuz etkilenen çocuklara nasıl yaklaşmalılar?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Bu çocukların gözü önünde arkadaşları öldürülmüş. Onlara kesinlikle psikososyal destek hizmetleri sunulmalı. Çocuklar içlerinde yaşadıkları travmaları deşarj edebilmeliler. Yani ne diyebilirsiniz ki; arkadaşını bir başka arkadaşı gözünün önünde öldürmüş veya yaralamış. Bu hem kendi güvenliğiyle ilgili hem de arkadaşının vefatıyla ilgili çok derin yaralar. Burada yapılabilecek en önemli şey; yaşadığımız bu talihsizliğe rağmen nasıl bir insan başarısı ortaya koyabiliriz? Yani bu hiç istenmeyen bir şey fakat buradan da biz kendimize, gençlerimize hani bir daha böyle şeylerin olmaması için neler yapmalıyız; öğretmen-öğrenci davranışları, ebeveyn-çocuk davranışları, arkadaş ilişkileri, akran zorbalığı... Belki bu kavramları tekrar konuşmalıyız. Zorbalık yerine akran nezaketini kullanmaya çalışıyoruz, bunu önemsemeliyiz. Maalesef bu konuda Batı'da gördüğümüz, bizde olmayan şeylerin artık kendi ülkemizde de olduğunu duyuyoruz. Yani burada öğretmenlerin çocuklara söyleyeceği şeylerden ziyade, orada psikososyal destek timlerinin bu konuya müdahale etmesi daha profesyonel olur. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın, Milli Eğitim Bakanlığı'nın psikososyal müdahale timleri vardır; öğretmenlerden önce onların bu çocuklarla görüşmesi daha sağlıklı olacaktır."
Okullarda peş peşe yaşanan acı verici olaya dair değerlendirme bulunan Akgül, çocukların ailesi, hayalleri, umutları olduğunun altını çizdi. Gençlerin sorunları olabileceği ve bu sorunlarla kendi başlarına başa çıkamayacakları durumlarda şiddete başvurmak yerine muhakkak profesyonel destek alsınlar. "Ben artık bununla başa çıkamayacağım, benim için hayatın sonu geldi, bari imzamı atayım" diyerek bu tarz eylemler yapmak doğru değil.
KAYNAK : Haber7