Dünyada yaklaşık 783 milyon insan açlıkla mücadele ederken, küreselde her yıl üretilen gıdanın 3’te biri yani 1,3 milyar tonu israf ediliyor.
Milyonlarca insan da açlıktan hayatını kaybediyor. Bu acı tablo özellikle yaz aylarında gıda israfının artmasıyla bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.
Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar, özellikle yaş sebze ve meyvelerin raf ömrünü kısaltarak israfı daha da artırıyor.
Araştırmalar, özellikle yaz aylarında gıda israfında yüzde 30’luk bir artış olduğunu gösteriyor. Gıdaya ayrılan her 100 liranın 40 lirası israf oluyor yani çöpe gidiyor.
Kavun, karpuz, şeftali ve benzeri ürünler plansız alışveriş nedeniyle kısa sürede bozulurken; piknikler, açık büfeler, tatil bölgeleri ve toplu yemek organizasyonları da gıda atıklarının yükselmesine neden oluyor.
Uzmanlar, mevsime uygun alışveriş, doğru porsiyonlama ve bilinçli tüketimin hem aile bütçesini koruyacağını hem de çevresel kayıpları azaltacağını belirtiyor.
Tarım yazarı Mine Ataman, yaz aylarında artan gıda israfıyla ilgili Haber7’ye değerlendirmelerde bulunarak, alınabilecek basit ama etkili önlemleri anlattı.
Ataman, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte gıda israfının da önemli ölçüde yükseldiğine dikkat çekti.
Özellikle piknikler, açık büfeler, turizm faaliyetleri ve kırsalda gerçekleştirilen toplu yemek organizasyonlarının israfı artırdığını belirten Ataman, sorunun yalnızca oteller ve restoranlarla sınırlı olmadığını, evlerde de ciddi boyutlara ulaştığını söyledi.
Yaz döneminde sebze ve meyve tüketiminin arttığını ancak plansız alışveriş nedeniyle önemli miktarda ürünün çöpe gittiğini ifade eden Ataman, özellikle kavun, karpuz ve şeftali gibi kısa sürede bozulabilen ürünlerin ihtiyaçtan fazla satın alındığını belirtti.
Ataman, “Kışın yaptığımız alışverişleri aynı miktarda yazın da yaptığımızda problem yaşıyoruz. Yazın daha doğru satın almak ve daha iyi planlama yapmak gerekiyor” dedi.
Gıda israfının mevsimlere göre farklılık gösterdiğini vurgulayan Ataman, kış aylarında daha çok tahıl, bakliyat ve ekmek israf edilirken, yaz aylarında yaş sebze ve meyve israfının öne çıktığını söyledi.
Ataman, “Yaz ve kış arasında hem beslenme farklılığı hem de israfın türü açısından önemli değişiklikler var. Bu nedenle tüketim alışkanlıklarının da mevsime göre şekillendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de özellikle son yıllarda hazır yemek tüketiminin arttığını belirten Ataman, restoranlar, tatil köyleri ve toplu tüketim alanlarında oluşan gıda atıklarının da yükseldiğini kaydetti.
Yeni nesil meze kültürü, yoğun kahve tüketimi ve çeşitli konsept işletmelerin de israfı artıran etkenler arasında yer aldığını söyleyen Ataman, “Hazır yemekler arttıkça israf da yükseliyor. Evlerde pişen yemeklerden restoranlara kadar geniş bir alanda bunu görüyoruz” dedi.
Birçok ülkede gıda israfını azaltmaya yönelik farklı yöntemler uygulandığını belirten Ataman, bazı ülkelerde boş tabak uygulamalarının ödüllendirildiğini, bazı Avrupa ülkelerinde ise artan çöp miktarına göre yaptırımlar uygulandığını anlattı.
Amaçlarının ceza vermek değil, toplumu daha az atık üreten ve daha az israf eden bir yaşam biçimine yönlendirmek olduğunu ifade eden Ataman, bu uygulamaların zamanla alışkanlık oluşturmayı hedeflediğini söyledi.
Mine Ataman, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen “Sıfır Atık” çalışmalarının çok önemli olduğunu dile getirdi.
Ataman, gıda israfının önlenmesinin de programın önemli başlıklarından biri olduğunu ifade ederek, “Amaç atığı hiç çıkarmamak, israfı hiç yapmamak. Bunun için doğru satın alma, doğru yemek planlama, doğru sofra kurma ve doğru beslenme alışkanlıklarının birlikte uygulanması gerekiyor” diye konuştu.
Gıda israfının ekonomik boyutuna da dikkat çeken Ataman, tüketicilerin farkında olmadan büyük bir maddi kayıp yaşadığını söyledi.
Ataman, “Her harcadığımız 100 liranın yaklaşık 40 lirasını yemeden israf ediyoruz. Aslında tüketmediğimiz gıdaların parasını ödüyoruz” ifadelerini kullandı.
KAYNAK : Haber7