Konut piyasasında fiyatları artık yalnızca metrekare ve bina yaşı belirlemiyor. Aidat, site yönetiminin mali yapısı, güvenlik, ortak alanlar ve sakin profili, benzer daireler arasında milyonlarca liralık fiyat farkına neden olabiliyor.
Konut piyasasında fiyat farkını artık yalnızca dairenin metrekaresi, bulunduğu kat veya binanın yaşı belirlemiyor.
Aynı bölgede, hatta birbirine birkaç yüz metre mesafede bulunan benzer özellikteki konutlar arasında milyonlarca liralık fark oluşabiliyor.
Sektör temsilcilerine göre bu farkın arkasındaki önemli unsurlardan biri de sitenin yönetim kalitesi ve sakinlerine sunduğu yaşam koşulları.
Aidat miktarı, sitenin geçmişten gelen borçları, güvenlik hizmetleri, otopark durumu, ortak alanların bakımı ve site sakinlerinin profili, konutun ikinci el değerini doğrudan etkileyebiliyor.
Özellikle mali yapısı sağlam, yönetimi düzenli ve ailelerin yoğun olarak yaşadığı sitelerdeki dairelerin benzer konutlara kıyasla daha yüksek fiyatlardan alıcı bulabildiği belirtiliyor.
Türkiye Gazetesi'nden Necmi Çiçek'in haberine göre konut satın almak isteyenlerin değerlendirmesi artık yalnızca evin iç özellikleriyle sınırlı kalmıyor.
Aynı büyüklükte ve benzer özelliklere sahip iki daire arasında ciddi fiyat farklarının oluşmasında, konutun bulunduğu sitenin yönetim anlayışı önemli rol oynuyor.
Buna karşılık gelir-gider dengesi sağlıklı olan, ortak alanları düzenli bakılan ve yönetim süreçleri şeffaf yürütülen siteler ikinci el piyasasında avantaj elde ediyor.
Bir konutun satış fiyatı, alıcının karşılaşacağı toplam maliyeti tek başına göstermiyor. Aidatın yanı sıra sitenin geçmiş borçları, planlanan bakım ve yenileme çalışmaları ile gelecekte yapılması muhtemel toplu ödemeler de hesaba katılıyor.
Bu nedenle bazı alıcılar satın alma kararı vermeden önce sitenin bütçesini, geçmiş aidat ödemelerini, devam eden hukuki süreçleri ve önümüzdeki dönemde yapılması planlanan harcamaları araştırıyor.
Aynı metrekareye sahip iki konutun farklı mali yapıya sahip sitelerde bulunması, uzun vadede ev sahibinin cebinden çıkacak toplam tutarın önemli ölçüde değişmesine neden olabiliyor. Bu durum özellikle yatırım amacıyla konut alanların yanı sıra ilk kez ev sahibi olacak kişiler için de dikkate alınan kriterlerden biri haline geliyor.
Site yönetimindeki sorunlar, konutun değerini olumsuz etkileyebiliyor. Yüksek aidat ödenmesine rağmen temizlik, güvenlik ve bakım hizmetlerinin yetersiz kalması, ortak alanlarda elektrik veya su kesintilerinin yaşanması ve asansörlerin düzenli çalışmaması gibi problemler hem yaşam kalitesini düşürüyor hem de satış sürecini zorlaştırıyor.
Yönetimin gelir ve giderleri konusunda yeterince şeffaf olmaması da potansiyel alıcıların çekincelerini artırıyor. Geçmişten kalan borçlar veya yönetim harcamalarıyla ilgili hukuki anlaşmazlıklar, satın alma kararını doğrudan etkileyebiliyor.
Bu nedenle uzmanlara göre konut alıcıları artık tapu ve ekspertiz raporunun yanı sıra sitenin mali geçmişini ve yönetim yapısını da incelemeye yöneliyor.
Konutun bulunduğu sitenin sakin profili de fiyat üzerinde etkili olabiliyor. Çocuklu ailelerin yoğun olduğu, ortak yaşam kurallarının uygulandığı, güvenlik ve otopark sorunlarının bulunmadığı, sosyal alanların düzenli işletildiği siteler daha fazla talep görebiliyor.
Özellikle ailelerin yoğun olarak konut aradığı bölgelerde bu özellikler, aynı çevrede bulunan benzer dairelere kıyasla fiyat avantajı sağlayabiliyor.
Öte yandan yoğun gürültü şikâyetlerinin yaşandığı, kısa süreli kiralamaların arttığı veya sakin profili nedeniyle ailelerin tercih etmekte zorlandığı sitelerde satış sürecinin uzayabildiği belirtiliyor.
Konut piyasasında bu tablo, alıcıların kararında “Hangi daire?” sorusunun yanında “Hangi site?” sorusunun da giderek daha fazla önem kazandığını gösteriyor.
KAYNAK : FİNANSIN GÜNDEMİ